14 Nisan
Elektrik Elektronik kafede ben Melek ve
Uzay sınıf arkadaşlarından kendilerinin uygun bulduğu bir zat ile
tanıştıracaklardı. Eeee tabi grupta bir ben kalmıştım tek ve bu grup üyeleri
tarafından çok sinir bozucu bulundu ve oy çokluğuyla benim baş göz edilmem
kararına bağlandı
“ya gerçekten çok komiksiniz ve hakikaten siz benim
bu çocukla olabileceğimi düşündünüz yani!”
Ukala Uzay “ben dedim Dünya nın tarzı bu değil …..Dünya
daha ... nasıl anlatsam daha böle kodumu oturtan erkeklerden hoşlanır bence
kendisi savaşçı bir ruh olduğundan dedim ama dinletemedim”
Sinir bozucu bir gülümsemeden sonra Melek “bana bak
huysuzluk yapma çocuk bölüm biricisi efendi muhtemelen okuldan sonra da
Amerika’ya gidecek al işte mis gibi kariyerli gözü işten başkasını görmeyen
biri” hakkaten de Melek in çocuk için çizdiği kariyer planı tuttu sonra ama bir
eksikle; ben yoktum hayatında …
“Ha beni de görmesin gözü yani öyle mi Melek” dedim.
Çocuk gerçekten çok efendiydi bakışları çok sıcaktı içten gülüyordu. Hoş bir
ilişki olabilirdi aslında yine ben gözlem moduna geçtim. Uzun bir suratı vardı
sacları ortadan ayrılmış kulak hizasında uzun dalgalı gözleri küçüktü.
Konuşurken ellerini çok hareket ettirmiyordu ki bu heyecansız bir tip olduğunu
gösterirdi. Tam ben bunları inceleyip kendimce varsayımlara varırken iki göz de
beni inceliyordu, onun bana baktığını görünce ben de gözümü dikip baktım sanki
bir yarış yapıyorduk ilk kim çekecek yarışı. Tabi ki o çekti J
Çocuk izin
istedi ve derse gitti e tabi çocuk bolum birincisi idi kızlara ayıracağı zamanı
ayarlamalıydı muhtemelen günlük planını ona gore yapmıştı. Biz de kalktık
arabaya gittik ve öne
Melek oturdu erkek arkadaşının arabasına kurulur gibi bir
havayla ve beklenen soru hemen geldi sabırsız Melek ten
“eeee ne diorsun hoş çocuk dimi, itiraf et şimdi
çocuk efendi geleceği parlak daha ne istiyorsun Dünya!”
Melek için özel ve genel kavramı kalmamıştı her şeyi
Uzay in yanında konuşabiliyordu çünkü artık O bizden biriydi Peri ve Yağız da
benimsemişlerdi. Fakat durum benim için hala farklıydı ben bu çocuğun yanında
rahat olamıyordum ve en önemlisi güvenemiyordum.
“Tamam Melek ben bir düşüneyim” asla bu işi aklımdan
bile geçirmeyeceğimi bir ben bir de Uzay
biliyordu; dikiz aynasından bana baktı sırıttı ve gaza bastı.
Eve geldik Melek benim inmemi bekledi doğal olarak
yalnız vedalaşmak istedi. Ben de teşekkürümü ettim indim ve hızlı hızlı
apartmana doğru yürüdüm içeri girdim boşuna aşk böceklerini beklemedim çıktım.
Peri evdeydi ve şaşırtıcı bir biçimde yemek yapıyordu.
O zamanlar
internet ve bilgisayar hayatımıza yeni girmişti ve evde bir tek benim odamda
bilgisayar vardı e o bilgisayara gerekli olan telefon hattını ne gariptir ki
Uzay şirketten getirdiği elamanlar yapmıştı ve bir kere daha evimizin takdirini
kazanmıştı. Tam ben oturup o zamanlar ünlü chat sitelerinden birinde çene çalıp
kafamı dağıtacakken (o zamanlar amele kaynamıyordu bu siteler ya da bana denk
gelmedi) Melek kapıyı hızla çarparak eve girdi mutfakta
dalgalanmalı bir ses tonuyla Peri ye bir şeyler anlatıyordu anladım bir bokluk
vardı ve Uzay la ilgiliydi; ukala bir şekilde “hah işte ben sana dedim ne pot
kırdı Uzay efendi söyle hadi” dicektim ki
“hayırdr ?” dedim suratıma bile bakmadı Peri ye
olanları anlatmaya devam etti.
“hosgeldin meleğim noldu kuzum nerde Uzay?” diyerek
yumuşak girmeye karar verdim.
“Gelmeyecekmiş bu akşam çünkü O nun için çok önemli
bir insanla randevusu varmış!” Aha dedim içimden işte ben demiştim bu çocuğa
hiç güveniyorum diye vay şerefsiz vay arkadaşıma bunu da yaptı adi tabi Melek
de benim “ben demiştim” pozlarıma dayanamayacağı için Peri ye anlatıyor.
“hayatım ee ne olmuş bilmiyoruz ki kadın mı erke mi
hayret bişe” dedi Peri .
“Biliyoruz aslında kadınmış!!!” deyip ağlamaya
başladı
“E yuh Melek sordum deme bana kızım butun kozları
verseydin adamın eline iyiki yanında ağlamadın salya sümük”
Peri kes
çeneni der gibi baktı bana tam bu sırada ev
telefonumuz çaldı içeri girdim
baktım bilmediğim bir numara
“alo”
Telaşlı bir ses tonuyla bana çaktırmadan konuşmamı
söyleyen Uzay dı anlam veremdim ilk
başta neden böyle gizem yarattığını ama çok zorda olmasa sanırım böyle gizli
gizli konusacağı en son kişi bendim.
“selam ben Uzay çaktırma bak şimdi seni sizin
sokağın başında bekliyorum çok önemli bişe konuşcam seninle yalnız evdekilere
çaktırma zaten Melek i ekmek zor oldu ha bu arada gelir misin die sormuyorum
çünkü çok önemli gelmen lazım”
Birden ter bastı kafamda senaryolar donuyordu ben
kızlara söylemeden hiçbir şey yapmamıştım ki o zamana kadar nasıl yapcam ne
yapcam derken.
“tamam geliyorum” dedim hazırlandım odadan çıktım
mutfakta ağlaşan Melek in nereye gittiğim umurunda değildi ama Peri cin gibiydi
onu dışarı çağırıp böle böle Uzayın beni çağırdığını önemli bir şey
söyleyeceğini söyledim belki de sürpriz yapacaktı bilmiyordum. Peri çok
heyecanlandı belki de öyle olacaktı
“tamam sen git ben idare ederim” dedi.
Aşağıya indim gri Toyota Corolla köşede bekliyordu, hayatımın
bundan sonrasındaki döneminde gri Toyota Corolla ları görünce gözlerimde oluşan
sağanak yağışı kaç yaşına gelirsem geleyim durduramayacağımı bilmeden, arabaya doğru yürüdüm farları açtı sonra kapı
açıldı bindim arabaya gaza bastı ve uzaklaştık.
Acaba o arabaya hiç binmeseydim hayır ben gelemem
yarın okulda konuşuruz ya da ne konuşmak istiyorsan gel burada konuşalım
deseydim acaba ne olurdu ama öyle yapmadım o arabaya o gün bindim. Önümdeki
hayal kırıklıklarımdan, aldanmışlıklarımdan, yarım kalmışlıklardan bi haber bir
bicimde önemsiz bir buluşmaya gider gibi bindim o gün o arabaya.
“selam”
“Aleyküm selam” dedi sesi gayet ciddiydi
“Hayırdır ?”
“Hayır mı hıh!” Sesi gerçekten çok farklıydı
anlamıyordum. “Kusura bakma Dunya seni bu işe karıştırmak istemezdim ama mecburum
birinden akıl almak zorundayım ve sen dengeli bir insansın senden bir şey rica
edeceğim bunu benim için yapacaksın sen de”
Sesi çok sinirliydi gerçekten gerilmişe ve aynı
zamanda da anlam veremediğim durumlar söz konusuydu, benden bir şey istemesi
ilginçti bir yandan şüpheleniyordum bir yandan da merak ediyordum.
“Rica kelimesi ile emir kipini bir arada kullanman
yaman bir çelişki neyse. Bir şey söyleyebilir miyim ilk olarak sen benim
arkadaşıma bir sürpriz falan yapmıcaksın anladığım kadarıyla ve suan Melek ne
kadar uzgun onu da biliyorsun ve tabiki buyuk bir ihtimalle de Melek e söylediğin
gibi bir randevun yok, dimi?”
“Yok ve hayır ben bir sürpriz falan hazırlamıyorum
ne sürprizi ya neyden bahsediyorsun sen?”
“ne bilim hani sizin bu durumunuz senin Melek e
açılma durumun teklif meklif vs işler
için benden mi rica edeceksin diye düşündük”
“hmmmm maalesef ah ah ne senaryo arkadaş ya şimdi
Melek in neden böyle davrandığını anlıyorum hepiniz potansiyel senaristlersiniz”
“eee Uzay anlat bakalım neymiş derdin”
Bu soruyu bir kere daha sormuştum ama ozaman
cevabını net olarak biliyordum kendimi hazırlamıştım nasıl bir tepki vereceğimi
düşünmüştüm hatta o zaman yanımda Peri de vardı masanın altından elimi sıkı
sıkı tutuyordu. Ne acıdır ki Melek de
yanımızdaydı ve gözümün içine içine
bakıyordu, kelimeler ağzından döküldüğünde ben ise o kelimeleri duymuyordum
karşımdaki tabloya bakıyordum.
“Dunyacım anladığım kadarıyla Melek yanlış hislere
kapılmış ve benden başka türlü davranmamı bekliyor ama ben ona karşı bir şey
hissedemiyorum ve bu da olayı daha da zorlaştırıyor şimdi ben hiç bilmiyormuş
anlamıyormuş rolü yapmaktan çok yoruldum senden ricam Peri ye de söyle ben
sizin dostluğunuzu kaybetmek istemiyorum gerçekten çok güzel vakit geçiriyorum
inanın ailem kadar yakınsınız bana ve
ben hayatımda ilk defa böyle bir ortama giriyorum. Bundan dolayı Melek e bir
lisan-ı münasiple bizden bir şey olmayacağını anlatırsanız benim ona hislerimin
kız kardeşten farksız olduğunu söyleyin. Yarın öbür gün başka biriyle bir yerde
görürse O üzülecek O nu düşünüyorum ben”
Konuşurken gerçekten içten olduğunu
hissedebiliyordum, gözlerimin içine bakarak konuşuyordu, önümüzde ışıkları yeni
yanan şehre bakmıyordu şuan önemli olan şey sahip olduğu şeyi kaybetmemesiydi.
Samimiyetine inanmıştım ama üzülen benim arkadaşım üzen de daha dün tanıdığım
bir adamdı tabi ki ben Melek için ordaydım ve tarafsız olmam düşünülemezdi!
“bi saniye şimdi sen benden Melek e bu çocuk senden
hoşlanmıyor bırak bu sevdayı mı dememi istiyorsun? Bak Uzay sen şuan benimle
konuşuyorsun yani Melek in arkadaşıyla sence ben kimin tarafından bakacağım
tabi ki Melek in. Madem sen bu kızdan hoşlanmıyordun bu kızla günlerce gezip
tozup yemeklere götürüp vakit geçirmeyecektin, uzun uzun akşam muhabbetlerini
yapmayacaktın, ilerisi için planlarını sorup kızı umutlandırmayacaktın, hadi
umutlandırdın bütün bu saydıklarımı yaptın o zaman da Uzaycım yürekli olup bana
şu söylediklerini Melek in suratına söyleyecektin. Nasıl bir kafa bu ya hem
işin eğlencesini yaşa sonra işin zor kısmında mesuliyeti başkasına at kurtul oh
ne ala”
“Korkak diosun yani!”
“Resimli sözlük anlatımı olabilirsin bence !”
Üzüntüsünü bu kadar net yüz çizgileriyle belli eden
başka bir insan görmemiştim o zamana kadar. Dudağını ısırıyordu, o zamanların
kamyoncu sigarasını çıkardı içmeye başladı, sigarasından bir nefes alırken
duman sadece ciğerine gitmiyordu gözlerine de iniyordu sanki. Susmuştu alın çizgisi gözümün önünde
derinleşiyordu sanki. Boncuk gibi olan kahverengi gözleri siyaha dönüyordu, bu
kadar sert söylememeliydim sanki pişman olmuş muydum o anda bilmiyorum. İnsan
birçok insanı üzer ben de üzmüşümdür o zamana kadar ama üzdükten sonra
yarattığım etkiyi ilk defa gözümle görebiliyordum ve ben de üzüldüm.
“peki ben söyleyeceğim az acılı olmasını istemiştim
ama madem öle diyorsun O nun da canı yansın bu da ona büyük bir tecrübe olur
haklısın her zamanki gibi”
“her zamanki gibi derken?”
“Akıllısın Dünya her zaman doğru tahliller yapıyorsun
bakıyorum da huysuzsun ama akıllısın”
“Keşke bu kadar akıllı olmasaydım fazla bilmek iyi
değil biliyorsun arıza yapıyorum arada”
“Bilmez miyim ama kaç gündür Olric le konuşur gibi
konuşuyorum bu olay nasıl buraya geldi anlamadım gerçekten ben hayatımda ilk
defa bir kız arkadaşım olsun istedim rahat rahat kadınlardan konuşabileceğim
ama olmadı”
“ Olric mi!? senin gibi namazında niyazında bir adam
Oguz Atay okuyor deme bana şimdi düşüp bayılırım”
Gözlerimin içine baktı yarım sırıtma hali belirdi
yüzünde, sempatik gelmişti birden. Hava dağılmıştı, Melek ile konuşması gereken
kişinin kendisi olduğunu kabul etti ve yarın kendisi konuşup bu olaya son
noktayı koyacaktı. Biraz bu konuyu konuştuktan sonra başka şeyler konuşmaya
başladık sanki buluşma amacımız Melek değildi de bizim birbirimizi tanıma
seansımız başlamıştı.
Ailesinin ne kadar tutucu olduğundan ve ortanca
çocuk olmanın verdiği ailede yer bulamamasından ve bir gün gelip geleneksel
yolla bir evlilik yapacağından bahsetti. İçimden üzülüyordum ama asıl üzülmesi
gereken kişinin ben olduğunu bilmeden. Karşımda çok farklı bir aileden çıkmış,
kapalı bir çevrede büyümüş fakat içinde bir protest barındıran Oguz Atay okuyan
Nietzsche nin gözyaşlarını okumuş, komünist gençliğe içten içe hayranlık duyan
bir Uzay vardı karşımda ve ben bu karmakarışık insanı izlerken buldum kendimi
“Hayaloglu dinler misin ?”
“yoo yani bilirim ama cok dinlemem”
“en sevdiğim sarkısı “biz üçkişiydik” nedense ayrı bir yeri var bende”
O an hayatımda hiç o adamı dinlemediğim için nasıl
da utanmıştım güya ben aktivisttim beyimiz de tutucu kesimdendi.
“en kısa zamanda dinlicem şaşırdım biliyor musun
genelde arabana ne zaman binsek ilahi müzikleri çalardı ve ben de bu tarz
göstermelik hareketler i çok yapmacık bulmuşumdur”
“beni rahatlatıyor sabah okula giderken opera
dinlemek gibi bir şey senin bu ukalaca
bakış açını da ben çok yapmacık buluyorum. Neden insanın maneviyatını bir
yerden bir şekilde doyurması seni ve senin gibileri rahatsız ediyor ben
anlamıyorum. İki yüzlüsünüz özgürlük
dersiniz ama başörtülü birini görünce tu kaka yaparsınız”
“….sınız derken nerden nereye geldin ya hayret bir
şey. Ne alakası var ya !”
Gözlüğünün üzerinden bana baktı saat gece yarısını
geçmişti ve O da ben de biliyorduk ki gitmek zorundaydık ve bu sohbetimizin
sonu değildi bizim sohbetlerimiz daha çok olacaktı. Şimdi sıra evdeki durumları
halletmekti nasıl olacaktı bilmiyorum ama konuşmalarından anladığım kadarıyla ne
kadar benden gıcık alsa da güveniyordu bana. Ben de garip bir şekilde onunla
konuşurken yıllardır içimde tuttuğum bir sandığın kilidini elime almış açsam mı
açmasam mı diye düşünmeye başlamıştım.
Sesi yumuşak, ciddi ve insana garip bir güven veren bu adam göründüğü kişi değildi.
Dindar bir insandı
ama dini saçma sapan ego tatminlerine bağlı yaşamıyordu vicdan oluşturuyordu
onun dinini şekilsel değildi. Ailesine bağlıydı ama bir o kadar da uzak çünkü
babası dört çocuğun içinde ihmal etmişti ve bundan bir kere bile şikâyet
etmemişti. Âşık olmuştu çok fena gençken lisedeyken ama kızın annesi babası
kızı başka bir adamla evlendirmişlerdi o andan itibaren susmuştu çok
konuşmuyordu. Kimseye sitem etmiyordu, kimseyi de kırmak istemiyordu. Zaten
hayatında bir tek kişiyi paramparça etti
ve bunu öğrendiğinde ………….
“İyi akşamlar çok teşekkürler beni kırmayıp geldiğin
için ama seninle sohbet etmek çok güzelmiş senin de anlatacak bir şeylerin
olduğunda ara beni bakma bugun çok konuştum ama ben aslında dinlerim genel
olarak”
“rica ederim bak Uzay arkadaşımı üzme bir an önce
sorumluluğunu al ve konuş hasarı biz tamir edebilelim anladın dimi?”
Derin bir nefes aldıktan sonra “tamam söz” dedi “bişe sölicem Tutunamayanlarda bir bölüm var
14 nisanda doğanlarla ilgili biliyor musun ?”
“hayır maalesef cok utanç verici ama bitirmeye
yüreğim yetmedi o kitabı neden bu tarih bu kadar önemli ?”
“14 Nisan benim doğum günüm de ondan” dedi gülümsedi ve ayrıldık.
14 Nisan doğum günüydü benden beş gün sonra doğmuştu
ikimiz de bahar çocuğuyduk ve koç burcuyduk.
Bazı tarihler vardır insanın aklında, o tarihler
için akıllı telefon alarmlarına ihtiyaç olmaz, o gun geldiğinde vücudunda
beyninde çalar o alarmlar. Kanın akmaz olur o gün, gözün görmez olur, dilin
konuşur ama beyinle bağlantısı kopmuştur ne dediğini bilmezsin, bir an önce
bitsin istersin o günün o gecenin. Nedense kafama kaydettim bu tarihi ama 14
Nisan tarihinde sadece doğum günü kutlanmadı tabi ki. Katil bıçağı
kurbanına sadece saplamakla kalmayıp bir de kendi etrafında çevirir sonra
çıkartırmış ki sapladığı yerde verdiği tahribatın iyileşebilme ihtimali
kalmasın ki ölümü kesin olsun. Ama kurban eğer o bıçağı katilin çıkarmasına
izin vermez de orda tutarsa bir müddet daha yaşayabilirmiş. İste siz ve
ben o süreçteyiz şimdi ……………….
